27 Şubat 2013 Çarşamba

Tül Gelinlik Almak İsteyenler, Mutlaka Bir Göz Atın!!!

Evvet canlar nasılsınız bakalım ?? Ayy böyle DJ havasıyla giriş yapmış gibi oldum. Yahu nasıl girsem şu yazılara hala karar veremiyorum ki ben zaten. 
Hatılarsanız önceki postumda dantel gelinliklerle ilgili önemli bilgiler vermiştim. Dantel olmayan dantelin daha güzel olduğuna dair yorumlar çoğunlukta olsa da oraya koyduğum resim temsiliydi, yani siz aslında benim nasıl dantel dediğimi anladınız, biliyorum  ben onu :D
Bu günkü ikinci gelinlik dosyamızda tül gelinliklerle alakalı. 

Hani gelinlik giymeseniz de şahit olmuşsunuzdur, kimi tül gelinlikler vardır, şu nişan bohçalarımızı yaptığımız delikli sert tüller var ya işte onları gelinliğe uygulamışsın gibi durur, hiç bir zarifliği yoktur, biryerimize değse, ıyyyy kaşıntıdan ölecekmişiz gibi gelir ya, işte o gelinlikler neden öyle?? ben hep kendime sormuşumdur. 

Neden o büyüüüük markaların tülleri öyle durmaz. Hayır bahsettiğim tüllere de zaten bir dünya  para veriyoruz ama neden? zarif bir tül gelinlik olmuyor mu? işte cevabı ;
marka olan tül gelinliklerde etekte farklı kaliteden de olsa 
toplamda 6-7 kat tül oluyormuş ve küçükçe bir tarlatan giyiliyormuş, bizim gelinlikçiler ise büyük bir tarlatan giydiriyor ve 3-4 kat tül dönüyorlarmış. Tabi ki aynı sonucu vermiyormuş. Marka gelinliklerde tülün altındaki astar görülmezken, bizim gelinliklerde gelin biraz hareket etse, dönse altından astar görünüyor ya hani işte bu tamamen gelinlikçinin kullandığı malzemeden kaynaklanıyormuş.
Bu yüzden, tül etekli bir gelinlik diktireceğimiz de, gelinlikçiye 2 kat kom tül, 3 kat kristal tül üstüne 2 kat hayal tül istediğimizi söyleyebilirmişiz, örneğin.  Böyle bir etek istediniz diye gelinlikçinin bize uçuk bir rakam vermemesi gerekiyormuş.
Tarlatan nedir diye soracak olursanız; Bazı giysilere sertlik vermek için kullanılan bir kumaş türüymüş. 

 Tüllerle ilgili bahsedilmesi gereken ikinci bir mesele, yumuşaklığı. Ünlü markaların bazı modellerinde, örneğin Calais, Farnes modellerinde ipek tül denen bir tül kullanılmaktaymış. Bu tül, tüm tül türleri içinde en yumuşak olanıymış. Tüller içinde pahalı olmakla birlikte, ulaşılmaz bir fiyatı yokmuş. Özellikle duvakta ipek tül kullandırmamız, tabi ki eğer kabarık durması istenen bir duvak istemiyorsak, zariflik ve şıklık açısından bizi daha çok tatmin edermiş. Çünkü başın üstünden yumuşak biçimde dökülen bir tül türüymüş. Hatta başörtüsü üstüne duvak kullanmak isteyecek gelin adaylarının kesinlikle bu tülden kullanmaları gerekiyormuş ki duvak başörtüsü üstünde kabarık ve kaba biçimde durmasın.

Peki Pronovias benzeri gelinlik diktireceksek ipek tül mü kullandırmak gerekir? hayır. Yukarıda ki model tipleri haricinde, özellikle de eteğin çok kabarık olduğu modellerde hayal tül de bizi memnun edecek sonuçlar verecekmiş.
İşte sizlere gelinliklerle ilgili süper bilgiler. Gelinlik bakmaya başlayanlar ya da benim gibi başlamayıp niyeti olanlar için gayet faydalı bilgiler. Hem bunları bilerek gelinlikçiyle konuşursak bizi çok da fazla kandıramayacaklarını düşünüyorum. 
Şimdilik kendinize iyi bakın canlar. Özleyin beni.  :D







23 Şubat 2013 Cumartesi

Dantel Gelinlik İsteyenler, Mutlaka Bir Göz Atın

Yine internette dantelle ilgili başka bir şey ararken konu nasıl olduysa gelinlik dantellerine gelivermiş ve bakın ben neler öğrendim :)
Özellikle sizde benim gibi dikişten anlamıyorsanız, gittiğiniz gelinlikçilerde de karşınıza çıkan gelinlikleri bir türlü ne istediğinizi anlatamıyorsanız bu bilgiler tam size göre derim sonuna kadar okuyun :D
(Yalnız kadının kocasını kesip çıkardım resmen:D)
Ben uzun bir zamandır, gelinliğimin dantel olmasını istiyorum. Düğün tarihimi daha size açıklamadığımın farkındayım, bu senenin içinde yapmayı planlıyoruz kısmetse ama daha reel bir şekilde gelinlik bakmaya çıkmadım.
Öyle ara sıra gelinlikçi önünden geçerken bakmışlığım vardır, daha üstüme hiç bir gelinlik giymedim :)
Her neyse, ama yine de o gelinlikçilerde gördüğüm hiç bir dantel gelinlik beni mutlu etmedi.
Wakko'ya falan gidip gelinlik bakmadım ama oranın markalarını bilirsiniz, bir başkadır onların dantelleri. 
İşte, niye böyledir diye sorup dururken buldum cevabımı :D
Danteller ikiye ayrılırmış; Fransız tipi olan ve olmayan diye.
Gerçek Fransız tipi dantellerini büyük markalar bile kullanmazlarmış. Eğer büyük markaların gelinliklerini beğenip diktirmek istiyorsak, Fransız tipi dantel tercih etmemiz gerekirmiş.
Piyasa da önümüze, Fransız danteli diye konan danteller var ya, altta tül, üstünde kabartma şeklinde, desenler işte onlar Fransız danteli değilmiş.
Yani bu Fransız danteli değil;
Ben resmi koyunca hangi gelinliklerden bahsettiğimi anladınız dimi:)Bunların üstüne bir de taşları dolduruyorlar," dantel nerde Hacııııı" :D diye, gidip gelinlikçinin boğazına yapışası geliyor insanın.
Fransız tipi danteller ise;
Şimdi "anaaaa bundan bizim evde perde vardı" falan dediğinizi duyar gibiyim:D
Ama gidip sorduğunuzda gelinliğe uygun olanlarını bulabiliriz sanırım.
Fransız tipi dantellerin kenarlarında kirpik denilen iplikler varmış.
Gelinlikçiye orjinal Fransız danteli değil, onun menşeili ürünlerden almak istediğimizi söylersek, onlar bize daha uygun fiyatlılarını verirlermiş.
İstanbul'da, Eminönü'nde, Sultanhamam caddesi etrafında sıralanan kumaşçılarda bulabilirmişiz. 
Yalnız bu dantel öyle metreyle satılmıyormuş. Kupon denen bir birimle satılıyormuş ve bir kupon yaklaşık 3 metre imiş. Kenar danteli şeklinde olanları da varmış, bunlar da eni 10 cm ile 50 cm arasında değişiyormuş.Aslen, hani bu duvak çevrelerine ya da etek bitimlerini çevrelemeye yarayan bir dantel türüymüş.
Ancak özellikle de etek bitiminde kenar danteli kullanacak ve gövdede az bir miktar dantel olacak bir model beğenirsek, tüm gelinlik için sadece kenar danteli kullanabilir ve böylelikle daha az maliyetle bu işten kurtulabilirmişiz.
Sizi bilmiyorum ama ben bu yazı ile dantelli ilgili baya bir soruma yanıt buldum. 
Bir dahaki postumda ise tül gelinlik isteyenler için bilgiler vereceğim takipte kalın :)

PS: Kaynak olarak Bir yastıkta isimli sitenin, konuk yazarı Mine hanımı gösteriyorum. Kendisine de Minenin Yeni Hayatı isimli sitesinden ulaşabilirsiniz.



22 Şubat 2013 Cuma

Allah Hayra Çıkarsın :D

Son postumdan bu yana baya bir zaman geçtiğinin farkındayım kızlar. Salı günü erkek kardeşim askerden geldi sürekli onun koşuşturmacasından fırsat bulup iki satırı bir araya getiremedim.
Sadece bir önceki postumda yazdığınız yorumları yayınladım.
Bunları düşünürken dün gece bir rüya gördüm..
Bloğumu biri ele geçirmiş. Herkes toplanmış sen artık bu blogla ilgilenmiyosun, seni aramızda istemiyoruz falan diyo. Bloğumu alan kişide böyle metalci bi gençlik. Bloğun halini görmeniz lazımdı kendinden geçmişti :D
Çok fena  bir kabustu, dedim bu böle olmayacak, bir şeyler yazayım sizi unutmadım diyeyim. 
Takipte kalın kızlar, süper bir yazıyla karşınızda olacağım :D
XOOOOXOOOO..

19 Şubat 2013 Salı

Elektrik Süpürgesi Tavsiyesine İhtiyacım Var..

Evvvet sevigili blogger alemi. Nasılsınız? umarım hepiniz çok iyisinizdir. 
Şimdi sizlere bir soru sormak istiyorum. Mutlaka hepinizin evinde bir elektrik süpürgesi vardır. Benim çeyizim için bir kaç eksiğim kaldı. Bunların içinde büyük olanlardan bir tanesi de elektrik süpürgesi. Bu konu beni baya bir düşündürüyor. Şayet piyasa da süper emiş gücü wuuwww, hatta hüüüüüüüp diye içine çeken bir sürü süpürge mevcut ama kaçı kullanışlı?
Kaçı geçekten 2200 watt da  çalıştırılıyor? Bu aralar bir çok kişiden duyduğum elektrik süpürgelerinin haricinde birde el süpürgesi alıyorlar. 
Ben öyle bir şey istemiyorum. Aldığım elektrik süpürgesi de el süpürgesi gibi kullanışlı olsun istiyorum. 
Annem kendine şu aşağıda gördüğünüz Rowenta marka süpürgeyi yeni aldı;
Annem çalıştığı ve bende evde oturduğum için genelde temizlik işi bana kalıyor evde, ve ben bu süpürgeyi pek sevmiyorum. Çok hantal geliyor bana. Özellikle bu süpürge kısmında hemen yukarıda gri bir buton var orası yatak altı vs. gibi yerlerde sürekli çarpıyor. Birde açma kapama yerini beğenmiyorum, hemen algılamıyor.Ayrıca bence bir süpürge de sap kısmında da açma kapama tuşu olmalı. 
Birde 2200 watt ama bizim holümüz de ve mutfağımızda kolay yıkandığı için kaydırmaz ince halılardan var ve o wattı neredeyse hiç 2200 de kullanmıyorum ben. Zaten 2200 watt yere bir yapıştı mı 45 kiloluk ben çekmeye çalışırken onu haşatım çıkıyor :D
Birde bahsettiğim şarjlı el süpürgeleri var ;
Bu aralar bir çok kişi elektrik süpürgesinin yanında bu şarjlı el makinelerini de alıyor. Ufff ufacık bir yayıntıya bile tahammül edemeyen ben evde iki süpürgeye tahammül edebileceğimi sanmıyorum.
Aslında bu şekilde baya bir pratik olacağını düşünüyorum ama ne yapayım huyum kurusun :( 
Bu arada yazıya başlarken çeyizimin çoğu tamam dediğimi fark ettim. Kendime bir "hadi ordan yalancı" diyesim geldi :D 
Yahu benim tabak çanağım, mevresim takımlarım ve  havlumdan başka bir şeyim yok ki daha :D ne yapayım nişanlım askerde benim :( o gelsin alcaz biz hepsini kii :( 
İşte sizden ricam canciğerlerim, sizce ne yapayım? Nasıl? Hangi marka? elektrik süpürgesi tercih edeyim? Tecrübelerinize ve yardımlarınıza ihtiyacım var. Hiç durmayın yorum atın hemen :)
XOOOXOOOO :*
PS: Bu arada canlar instagram da da varım artık haberiniz olsun :)

17 Şubat 2013 Pazar

İyisin Hoşsun da Bayaa Bir Boşsun....

Taslaklarda yazılmak için beklenen bir sürü konu var ama benim canım hiç yazmak istemiyor, nedendir bilmem yine bir durgunlaştım bu aralar. Sanırım iş bulamamamın vermiş olduğu sıkıntı içimdeki. Hiç bu kadar uzun süre evde oturmamıştım. Başlarda iyi geliyor, insan istediği saatte yatıyor, istediği saatte kalkıyor falan ama bir süre sonra sıkıntı veriyor. Gece ve gündüz kavramını yitirdim zaten, çok değişken bir uyku hali gösteriyorum :)
Aslında siz bakmayın benim böyle konuştuğuma yaz aylarında işi bırakmadan önce ağlaya ağlaya kalkardım yataktan, işe gitmek istemezdim :D bana evlenince çalışacak mısın? diye soranlara heheeee tabi ki de çalışacağım diyorum, annemler ve hatta nişanlımda dahil bıyık altı gülüyorlar, annem genelde sende çalışacak totoş yok der :D 
Ben fazla sıkıntıya gelemiyorum, hele sabah erken kalk falan eğer o işi sevmiyorsam ölüm gibi geliyor bana, uff şımarık bir kız gibi konuştuğumun farkındayım :D 
Siz bir bilseniz "ne iş olsa yaparım abii" modundayım aslında. Bunların hepsi kendimi avutmak için söylenmiş sözler..
Bu İzmir'i çok seviyorum ama hiç akıl sır erdiremiyorum. Öyle garip bir memleket ki sanırım İstanbul'da yaşamaya başladıktan sonra sorgulamaya başladım ben burayı. 
Neredeyse 5 aydır iş arıyorum. Bari bir arayın, hayır o ilanları neden koyuyorsunuz oraya, öyle ilanlar var ki 5 aydır duruyor orada. Satış temsilcisi alacak adam, sanki yönetici alacakmış gibi tavırlarda. Hayır, atarlı yeni nesilin söylediği bir söz var ya hani ,beni benden alıyo hep, ama adamlara dönüp "siz neyin kafasını yaşıyosunuz abi " demek istiyorum. 
Küçücük apartman dairelerine iki odalı bir iş yeri açmışlar, birde afilli bir ilan başlığı var. Bi gidiyorum yolumu kaybetsem neresidir diye dönüp bakmam, ama kasıntılık hat safha da. 
Birde bana dönüp beni inandıracak mail at demiyolar mı..
Hayır, bunu söyleyen yer önce bi beni inandırsın da, sonra ben onu inandırayım. 
İçerisi leşş gibi sigara kokuyor gittiğim çoğu yerde, kadınların yüzünde bir ton makyaj, halkla ilişkiler, satış temsilciliği, pazarlama, müşteri temsilcisi vs. gibi alanlar, İzmir'de ne olarak anlaşılıyo çok merak ediyorum. Sektörleri böyle sıralıyorum artık mecburen şayet İzmir'de bunlardan başka bir ilana pek rastlanmıyo, bu sektörlerin mecburen, benim alanımla uzaktan yakından ilişkileri var. 
Halkla ilişkiler dedim ama bakmayın dediğime o ilan zaten kırk yılda bir o da sucuk tanıtıcısı..
Birde ilanlarda, kurumsal, giyimine özen gösteren vs. yazıyolar, bir gidiyorum kızların ayağında bir tayt bir çizme yüzde nuh nebiden kalma bir makyaj, "kurumsallık" kavramını herhalde yanlış anlayan ben ise, kumaş pantolon ve gömlekle baya bir sırıtıyorum aralarında haliyle garip garip bakıyorlar bana..
Heyyy gözünü sevdiğimin güzel İzmir'i iyisin hoşsun da bu kafayla gitmeye devam edersen boş kalmaya mahkumsun..